BU SİTEYİ FARKLI DİLLERDE OKUYABİLİRSİNİZ:

Turkish English Russian French Spanish Czech German Italian Polish Finnish Farsi Swedish Arabic
İletişim
 
Yazan: RahimTarım | 24-01-2010, 01:17 | Görüntülenme: 993

     Mehmed Rauf edebiyatımızda daha çok Eylül yazarı olarak tanınmaktadır. Edebiyat tarihleriyle müstakil bazı kitaplarda zikredilen birbirinden aktarma bilgilerden başka hayatı hakkında fazla bir şey bilemediğimiz Mehmed Rauf hakkında, şimdiye kadar yapılan çalışmaların çoğu da onun romanlarıyla sınırlı kalmıştır. Hikâyeleri üzerinde geçmiş yıllarda yapılan birkaç çalışma ise, hikâyelerinin tamamına ulaşılamadığından yeterince geniş bir şekilde ele alınıp incelenememiştir.

     "Mehmed Rauf´un Hayatı ve Hikâyeleri Üzerine Bir Araştırma" adıyla 1992 yılında doktora tezi olarak hazırlanan bu çalışma, 1993 yılında Türkiye İş Bankası´nın "Edebiyat Araştırmaları Dalı´nda açmış olduğu yarışmada birinciliğe değer görülmüştür.

     Akçağ Yayınları.

 
 
Yazan: RahimTarım | 24-01-2010, 01:20 | Görüntülenme: 1632

  Edebiyatımızda “Eylül” romanının yazarı olarak tanınan Mehmed Rauf’un en az bu romanı kadar güzel ve sayısı yüz otuzu aşan hikayeleri olduğunu da biliyor muydunuz? Akademik düzeyde birçok çalışmaya konu olan ancak bugüne kadar yeni harflere aktarılmayan bu hikayelerden Doç. Dr. Rahim Tarım tarafından titiz bir şekilde seçilen ve ilköğretim son sınıftan üniversiteye kadar geniş bir kitle tarafından anlaşılabilecek şekilde yayıma hazırlanan bu hikayeleri okurken, Mehmed Rauf’un değişik birçok yönüne de tanıklık edeceksiniz..

   Yayınevi : Özgür Yayınları

   Yazarı : Mehmed Rauf

   Hazırlayan: Doç. Dr. Rahim Tarım

 
 
Yazan: RahimTarım | 24-01-2010, 01:21 | Görüntülenme: 1593

     "Bir yazarın hayatını, anılarını derlemek demek, onunla beraber büyümek, hayal kurmak, ümitlenmek; bazen onunla birlikte coşmak, bazen hüzünlenmek demektir.

     Edebiyatla uğraşırken sanatın insana bahşettiği o en büyük nimeti tadar, zamanı aşarsınız. Başka bir söyleyişle, iki farklı zamanı aynı anda yaşarsınız. Bunu yapabilmek için öncelikle o yazarı her yönüyle tanımak, onun dünyasına girebilmek gerekir. Bunu başardığınızda bir gün o yazarla öyle özdeşleşirsiniz ki, ona yapılan haksızlıklara bile kendinize yapılmışcasına isyan edersiniz."

 
 
Yazan: RahimTarım | 24-01-2010, 01:23 | Görüntülenme: 1518

     Sanat ile insan arasında vazgeçilmez bir zorunluluk vardır. Tanpınar, 'sanat insanı kaybederse gerisi kendiliğinden çözülür' der. Çünkü, sanatta evrenselliğe ulaşmanın yolu; ölçütü, büyük veya küçük 'insan'ı o insanın toplumun içindeki, yaşam içindeki serüvenini, acılarıyla, sevinçleriyle, kırıklıklarıyla yansıtmaktan geçer. Çünkü, özde insan, her yerde aynı insandır. Tasalarıyla, kaygılarıyla, özlemleriyle, umutlarıyla, kırıklıklarıyla... Kültürel aktarımda sanatçılar, özellikle dilin olanaklarını genişleten şairler önemli roller üstlenirler. Dil bilincine sahip, kendi kültürel değerleriyle, ilişkide bulundukları uygarlık dairelerinin kültürel değerlerini kendi şiir potalarında eritmesini bilen bu tür şairlerin sayısı maalesef çok azdır. Behçet Necatigil, bu bilince sahip ender şairlerimizdendir.

     Özgür Yayınları, Mayıs 2002.